15-06-2016 Metin AYDINOĞLU

Allah’tan bir işaret, bir mucize bekliyorsan dövdüğün çocuklarının anasına, tüfekle vurduğun kuşun kanadına, kestiğin ağaca, kopardığın dala, yaprağa, tekmelediğin kediye köpeğe bir bak, göreceksin…

Trilyonlarca alameti, ispatı, harikası var iken Allah’ın verdiği o güzelim akıllarını kullanmadan, okumadan, düşünmeden saçmalıyorlar, münafıklık bu.

(49/HUCURÂT-13: Ey halk, sizi bir erkek ile bir dişiden yarattık ve birbirinizle tanışmanız için sizi ırklara ve boylara ayırdık. ALLAH yanında sizin en değerliniz en erdemli olanınızdır. ALLAH Bilendir, Haberdardır.)

Dilleri yaratan da Allah yani.

Mübarek Ramazan ayı gelince.
Faziletinden, sevabından, yararından, hoşgörüsünden önce.
İki konu hemen gündeme gelir, getirilir.
Kasten, bilerek, münafıklık yapılır.
Ateyiz değil münafık işi bu.

Boşa zaman kaybı yaparlar.
Bilgi kirliği yaratırlar.

1.’si saçma sapma abidik gubidik sorular.
O salakça sorulara, üşenmeden, düşünmeden, geri çevirmeden yanıt veren hoca müsveddeleri.

Diğeri de üzerinde Arapça dilinde Allah yazan koyun, kavun, karpuz, bulut yazan nimetler.
Mutlaka bulur buluşturur gözümüze sokarlar.
‘Anlayana’, ‘Müthiş hikmet’, ‘İnanmayana cevap’ diye de not yazarlar.

Ya be Allah’ın akıl fukarası kulları.
Allah’a inanmak için üzerinde Allah yazan karpuza gerek var mı ?
Allah yazınca mı anlaşılacak sanki, varlığı, hikmeti, birliği, dirliği.
Karpuza yazmasa yok mu yani, tövbe tövbe.

Mesela Allah’ın en büyük hikmeti, varlığının en büyük delili size de akıl, fikir, düşünme yeteneği vermiş.
Ama kullanmıyorsunuz ki.
İşinize gelmiyor.
Çaba gerek, emek gerek, yürek gerek.

İlk emri de ‘Oku’.
Okumuyorsunuz ki.

‘Düşünüp tutasınız ki..’ diyor.
Düşünmüyorsunuz ki.

Hep ezber, kulaktan dolma, vesvese.
‘Bi abi, bi hoca dediydi’, o kadar.
Başka numara yok.

Oku’sana.
Düşünsene.
Anlasana.
Anlamaya çalışsana.

Farkında bile olmadığın, sana olağan ve normal gelen trilyonlarca, o kadar çok neden var ki Allah’ın varlığını anlaman için.
Bir karpuz kabuğuna mı kalmadı ?

Su içiyorsun süzülüyor alttan çıkyor.
Mucize değil mi düşünsene.

Görüyorsun gözünün kıymetini biliyor musun, onu bunu süzeceğine.
Mucize değil mi görmek, düşünsene.

Ayağın yere basıyor.
Düşünüp, şükretsene.

Yiyon yiyon camış gibi hoop çıkıyor.
İçerde tam kapasite çalışan bir fabrika var.
Senin bir emeğin, bir çaban, katkın var mı ?
Yoo, o nasılsa çalışıyor.
Sen ye tamam, ha bir de ne yediğin önemli.
Haram mı değil mi ?
O ayrı bir konu.

Yedin, zamanı gelince çıkar.
Çıkacak yerin var.
Bir tıkansa inin inim inliyorsun, düşünsene.
Aklın yok mu, zekan yok mu, düşünsene.
Oku, oku, oku.
Yaradan Rabbi’nin adıyla oku.
Oku’sana.

Takmışlar bir karpuz kabuğuna filan kafayı.
Haşa Allah’ı arıyorlar.
Bak bak bak.

Şey bulmuş mağribi gibi seviniyorlar.
Çığlık çığlığa ‘Gördün mü yaa Allah var’.

Bence bunlar inanmıyorlar.
Çevresinin dışlamasından korktuğu için inanırmış gibi yapıyorlar.

İnanmak için şekil şemal işaret arıyorlar.
Münafık bunlar münafık.
Çok tehlikeli.
Ateyizler gölge etmiyor en azından.
Ya münafıklar, külliyen zarar.

Bir kere niye Arapça arıyorlar ki hep.
Kainatı yaratan, dilleri de yarattı.

İstese İspanyolca, Türkçe, Fransızca da yazar kavuna karpuza.
Hiç görmedim God, Dieu, Deidad yazan karpuz.

Arapça kıvrımlı, ebruli bir dil.
İyi bak her yerde görebilirsin.
Ağacın damarlı yaprağında, bulutta, akan nehirde, görebilirsin, benzetebilirsin.
Başka dilde gören yok daha.
Montaj neyim olmazsa.
Niye, neden, niçin ?
Ha Allah yok mu o zaman ?

Kaldı ki.
Yüceler yüce Yaradan varlığını belli etmek için karpuza mı kaldı.
Kalıcı olmayan bir yere hem de.
Trilyon kere trilyon mucize var iken.

İnsanları oyalayıp kandırıyorsunuz.
Akılsızlığınız ortaya çıkıyor.
Boş işlerle uğraşacağınıza.

Açın da kutsal kitabımız Kur’an-ı Kerim’in Türkçesini okuyun, anlamaya çalışın, anlayın, düşünün.

Açın bir biyoloji kitabı okuyun.
Tamam evrim kısmını geçin.
O konuya girmeyin, başka konu mu yok ?
Açın, okuyun.

Açın bir felsefe kitabı okuyun.
Anatomi atlasına bakın.
Harikalar ötesi bir şey.

Doğum mesela.
Mucize.
Akıl almaz bir şey.
İnsanın içinde insan büyüyor.
Zamanı gelince çıkıyor.
Anlıyor musun peki.
İlla anne karnının üstüne Arapça Allah mı yazması gerek.

İşte Allah orda.
Allah her yerde.
Allah kalbinde.

National Geographic sidisi izleyin, dergisini okuyun.
Ramazan ayında malı götüren o hocaefendigillerden daha iyi Allah’ı anlatıyor, baksana.
Anlayana.
Ah bir anlasan, düşünsen.

Belgesellere bakın.
Tırtılın nasıl kelebek olduğunu.
İpekböceğinin nasıl ipek yaptığını.
Kalbin nasıl attığını.
Kanın nasıl aynı tempoda döndüğüne, bir bakın.

İşaretleri de adı da tam orda.
Allah kalbinin içinde.
Kalbin içine yazmış ismini, cismini.
İyi bak görürsün.

Allah’ı arıyorsan.
Allah’tan ‘Ben varım’ işareti bekliyorsan.
Kendine bir bak.

Küçümsediğin, azarladığın insanlara bir bak.
Tekmelediğin kediye, köpeğe, dalını yaprağını kopardığın, kırdığın ağaca bak, mangal sonrası ormana bir bak, göreceksin Allah’ı.
İmzası, adı her yerde.

Yok hala göremiyorsan.
Karpuzun kapuğu nafile.
Kandırma kendini.
Kafan almıyor işte.

Görmek istersen, görürsün.
Baktığın yere değil.
Bakana bağlı.

Görmek için bakmak.
Bakmak için de görmek gerek.

Allah vardır Bir’dir ve Tek’tir.
Doğmamıştır, Doğurulmamıştır.
Hikmetinden sual olunmaz.

Karpuz kabuğundan medet ummak.
Trajikomik.

Okumak, düşünmek, sorgulamak gerek.
O zaman bulursun Allah’ı da.
Müstehakını da…

www.haberhurriyeti.com / Metin AYDINOĞLU / aydinoglumetin@hotmail.com




Metin AYDINOĞLU Diğer Yazıları
Köşe Yazarları
Çok Okunan Haberler
Namaz Vakitleri