Türkiye'nin askeri konulardaki tek haber sitesi... Tüm, subay, astsubay, uzman jandarma, uzman çavuş, sözleşmeli erbaş / er ile sivil memur haberleri...

KAHRAMAN ASTSUBAY FETÖ'CÜLERİ ENGELLEMİŞ!

Kulesi Askeri Lisesi'nden darbecileri püskürttü

KAHRAMAN ASTSUBAY FETÖ'CÜLERİ ENGELLEMİŞ!
  • 11 Ocak 2017, Çarşamba 13:42

 

Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz darbe girişiminin merkezlerinden Çengelköy'deki Kulesi Askeri Lisesinde görevli Astsubay Kemal Vurgun'un, askerlerin anlatımlarına da yansıyan ifadesi, o gece yaşanan kahramanlığı gözler önüne serdi.

 

 

Silah doğrulttuğu darbeci üstlerine, "Anam avradım olsun hepinizi  vururum" sözü ve bazı askerlerin kalkışmaya katılmasını engellemesiyle gündeme gelen Astsubay Kemal'in, aynı gece telefonla aradığı MİT'te görevli arkadaşı tarafınan "kalkışmayı zor kullanarak da olsa engellemesi" yönünde teşvik edildiği ortaya çıktı.

 

 

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosunca  yürütülen soruşturma kapsamında, FETÖ'nün 15 Temmuz darbe kalkışmasının  İstanbul'daki merkezlerinden Kuleli Askeri Lisesinde yaşananlar gün yüzüne  çıkmaya devam ediyor. Darbeci rütbelilerin "Halka silahlarınızı sıkın yoksa ben sizin  kafanıza sıkarım, haydi aslanlarım göreyim sizi, önünüze geleni vurun."  şeklindeki emirleri sonucu polis merkezinin ele geçirildiği, ölüm ve  yaralanmaların yaşandığı Çengelköy'de görevli askerlerin ifadeleri, bu  yaşananlarla birlikte Kuleli Askeri Lisesinde görevli Astsubay Kemal Vurgun'un  ölümü göze alarak cuntacılara karşı gelişini de gözler önüne serdi.

 

 

 

"Anam avradım olsun hepinizi vururum" 

 

 

Lisede görevli erlerin İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına verdikleri  ifadeyle darbeye katılması istendikten sonra bazı askerleri yanına alarak cuntacı  üstlerine silah doğrultan ve "Anam avradım olsun hepinizi vururum, siz 3-5 hain  kimden emir alıyorsunuz, ben bu askerleri yem ettirmem." dediği ortaya çıkan  Kemal Vurgun, darbe girişimi sonrası 24 Temmuz'da askeri savcılığa, 3 Ağustos'ta  da İstanbul Terörle Mücadele Şube Müdürlüğüne "tanık" sıfatıyla yaşananları  anlattı.

 

 

Askeri savcılığın, kalkışma ile ilgili bildiklerini anlatmasını  istemesi üzerine Vurgun, 2013'te Kuleli Askeri Lisesi Lojistik Destek Komutanlığı  Ulaştırma ve Kullanıcı Bakım Kısmında göreve başladığını belirterek, 15 Temmuz  akşamı Tabur Komutanı Piyade Yarbay Turgay Ödemiş'in kendisine, "Bugün mesaiye  kalacağını, akşama doğru 2. Zırhlı Tugay'dan gelecek 4 aracın ikmallerini  yaptırması ve araç komutanlarını Okul Komutanı Kurmay Albay Mürsel Çıkrıkçı'nın  yanına çıkarması gerektiğini" söylediğini kaydetti.

 

 

Vurgun, akşam gelen araç komutanlarına, "Ağabey hayırdır, ne için  geldiniz?" diye sorduğunu ve "Eşya taşınacakmış herhalde." cevabı aldığını dile  getirerek, araç komutanlarını Okul Komutanı Çıkrıkçı'nın yanına götürdüğünü, daha  sonra Çıkrıkçı'nın emriyle bu kişilere yazlık bahçede yemek ısmarladığını ve  araçlara dörder er bırakarak gittiklerini aktardı.

 

 

 

"Yüzbaşı beni arayıp 'Sıkıyönetim ilan edildi.' dedi"

 

 

Havanın kararmasıyla herkesin "alarm" diye bağırmaya başlaması üzerine  silah ve teçhizatı almaya gittiklerini kaydeden Vurgun, teçhizatını alan herkesin  iç bahçeye çıktığını, kendisinin de Albay Çıkrıkçı'nın emir astsubayının yönlendirmesiyle "helikopter inecek" denilen futbol sahasında, kale direklerini  sökerek beklediğini ifade etti. Bu esnada Hizmet Bölük Komutanı Yüzbaşı Samet Örenlier'in kendisini  telefonla arayarak, "Sıkıyönetim ilan edildi, ailelerinizi arayarak haber verin  ve dışarı çıkmamalarını söyleyin." şeklinde uyardığını dile getiren Vurgun,  şunları anlattı: "Ben de ailemi arayıp söyledim. Daha sonra Aykut Astsubay yanıma  geldi. Beklerken bir süre sonra Murat Yarbay (Durusoy) ile ismini bilmediğim iki  rütbeli subayın, ellerinde plastik kelepçeyle nizamiyeden geldiklerini gördük. Helikopter inmeye başladı. Bu üç rütbeli subay, helikoptere binip gitti. Yaklaşık  yarım saat sonra helikopter tekrar geldi. Bu üç rütbeli indi ve nizamiyeye doğru  koştu. Helikopter 10 dakika kadar yerde çalışır vaziyette bekledi. Sonra nizamiyeden helikoptere bir kişi geldi, bir şeyler yaptı, sonra tekrar nizamiyeye  koştu. Helikopter de kalkıp gitti."

 

 

 

"Komutanım piyonluk yapıyorsunuz"

 

 

Kemal Vurgun, bu süreçte MİT personeli olan bir tanıdığını aradığını, ancak telefonuna cevap verilmediğini belirterek, daha sonra Başçavuş Kenan'ın  kendisini arayıp öğrencilere su dağıtmak için bir araç göndermesini istediğini, şoför olmaması nedeniyle aracı kendisinin götürdüğünü, kantinden araca su  doldurduklarını aktardı. Asker ve öğrencileri halen iç bahçede zannettiğini, dışarı çıkarıldıklarını bilmediğini ifade eden Vurgun, Kenan Başçavuş'un  "dışarıda benzinliğe kadar gideceklerini' söylediğini, araçla dışarı çıkarken nizamiyede darbedilen sivilleri gördüğünü dile getirdi.

 

 

 

Başçavuş Kenan'ın, yol  kenarında bekleyen herkese su dağıttığını, kendisinin de bu esnada etrafa bakıp  ne olup bittiğini tam olarak anlamaya çalıştığını anlatan Vurgun, kışlaya geri  döndükten sonra Kenan Başçavuş'un bu kez de çikolata götürmek istediğini aktardı. Olayı anladığı için "Komutanım piyonluk yapıyorsunuz, şerefsiz bunlar,  küçücük çocukları yollara çıkarmışlar, yazıklar olsun." gibi sözler sarf ettiğini belirten Vurgun, şu bilgileri verdi:

 

 

"Kantinde 10 dakika kadar haberlere baktık. Daha sonra, 'Gelin  ulaştırmaya doğru gidelim.' derken Mahbup Başçavuş'un çatışmada polisler  tarafından vurulduğu haberini aldık. Kenan Başçavuş ile revire çıktık, sağ ayağından vurulmuş olduğunu gördük. Hala isyankar bir şekilde konuşuyordu, Kenan Başçavuş ona, Çatışma senin neyine...' dedi.

 

 

 

Mahbup Başçavuş'un, Kenan Başçavuş  tarafından GATA'ya götürülmesinin ardından ulaştırma kısmına indim. Bu esnada  Hakkari'de görev yaptığı sırada tanıştığım MİT personeli olan arkadaşım telefonla  bana döndü. Arkadaşım bana 'Genelkurmay Başkanı'nın rehin alındığı, darbe  girişiminde bulunulduğu' bilgisini verdi. Durum hakkında defalarca görüştük."

 

 


"Okul komutanını vur, olaya el koy"

 

 

Arkadaşına, "Okula helikopter inip kalktığını ve okulun üs olarak  kullanıldığını" söylediğini belirten Vurgun, arkadaşının bir süre sonra, "Okulu  teslim alıp alamayacağını" sorduğunu, "teslim alması durumunda okulun  sorumluluğunun kendisinde olacağı" uyarısında bulunduğunu ve "Durumu kontrol  edeyim." diyerek, etrafı, nizamiye bölgesini kontrol ettiğini dile getirdi.  Nizamiyede öğrenciler, astsubaylar ve hizmet bölüğünün askerleri olmak  üzere üç grubun bulunduğunu gözlemlediğini, yanındaki askerlerden Selim'i diğer  askerlerin yanına göndererek, kendisiyle birlikte çatışıp çatışmayacaklarını öğrenmesini istediğini anlatan Vurgun, "Selim gidip geldikten sonra bana, 'Komutanım askerler bizden tamam.' dedi. Tekrardan MİT personeli tanıdığımı  aradım ve görüştüm. 'Yapabilirsen okul komutanını vur, olaya el koy.' dedi." diye  konuştu.

 

 


Astsubay Vurgun, nizamiyede organizasyonu yapan üst rütbelilerin  bulunduğu tarafa saldırı yapmayı düşündüğünü ve oraya giderken ismini  hatırlamadığı bir üsteğmene, "MİT ile irtibata geçtim, bu olaylar bir oyun, sen  ve diğerleri yanlış yapıyorsunuz." dediğini kaydederek, şunları aktardı: "Üsteğmen yüzüme uzunca baktı ve hiçbir şey demedi. Yakınında benim  söylediklerimi duyan, ismini yeni öğrendiğim Piyade Yüzbaşı Hüseyin İnce, Kurmay  Yarbay Murat Durusoy ve eski Okul Komutanı Kurmay Albay Muammer Aygar'a, 'MİT ile  irtibata geçtiğimi' söylemiş. Yakınlarında olan bir askerden duyduğuma göre Aygar  da, 'Vay şerefsiz, alın onu hemen merkeze götürün.' demiş. Oradaki yüzbaşı geri  geldi, kolumdan tutup, 'Sen gel buraya...' diyerek çekmeye çalıştı. Ben de,  '..Git lan, anam avradım olsun, Allah'ıma kitabıma hepinizi delik deşik ederim.'  dedim ve silahımı yüzbaşıya doğrulttum."

 

 

 

 

 "50 öğrenciye bir şey olur diye vurmadım"

 

 

"Vuracaktım ama olası çatışmada 50 kadar öğrenci vardı yerde oturan,  onlara bir şey olur diye düşündüm." diyen Vurgun, Yüzbaşı Hüseyin İnce'nin  uzaklaştığını, oradaki komutanlardan "Yapmayın." diyenler olduğunu kaydetti.  Vurgun, "Kimin emrini yerine getiriyorsunuz, benim komutanım rehin tutuluyor, siz  kimin köpeğisiniz." diye bağırdığını ve oradaki subayların da "vur emri" olduğunu  söylediklerini ifade etti.

 

 


O esnada karşısında duran öğrencilere, "Çocuklar koşun, yukarı doğru  kaçın", yan tarafındaki hizmet bölüğünün askerleriyle karşısında duran  öğrencilere de "Gelin yanıma, kimse size bir şey yapamaz." dediğini anlatan  Vurgun, şu beyanda bulundu: "Hizmet Bölük Komutanı Samet Örenlier'in karşı emrine rağmen askerler  benim tarafıma geçti. Öğrencilere de 'Gelin yanıma' dememe rağmen, hatta büyük  bir kısmı defalarca hareketlenmesine rağmen oradaki komutanları tarafından  bırakılmadı.

 

 

 

Ben, yanıma gelen askerlere, 'Silahları kaldırın.' dedim. Askerler  de silahlarını karşımızdaki subaylara doğrulttu. Geri geri çekilmeye başladık.  Askerlere, 'Yaklaşan olursa ateş edin.' dedim. Askerlerle geri çekildik ve  askerler benimle sera bölgesinde mevzilendi. Daha sonra askerlerin bir kısmı  Yüzbaşı Örenlier tarafından toplandı, ancak nizamiye tarafına götürülmedi, ben  yanımdaki askerlerle mevzilendim. Bulunduğum yeri 2-3 defa değiştirdim. Hava  aydınlanmıştı, okul komutanının dışarıdaki herkesi geri çektiğini söylediler.

 

 

 

 MİT'teki tanıdığım beni aradı ve 'Nizamiyeye özel harekatın geleceğini' söyledi.  Ben de nizamiye bölgesine doğru gittim. Nizamiyenin kapılarını komple  kapatmışlar, dış tarafında bir özel harekat polisi iç tarafında da okul komutanı  Mürsel Çıkrıkçı duruyordu. Kamuflajlarını çıkarmış, günlük karargah kıyafetlerini  giymiş ama her ne kadar aceleyle yaptıysa kemerini bile takmayı unutmuş. Polisi  içeri girmemesi için ikna etmeye çalışıyordu. Olaya karışanlar içinde olan hiçbir  üstsubay yoktu. Bölgeden uzaklaştım, bir süre oturup haberleri izledim.  Polislerin tüm okulu gözaltına alıp ifadeye götüreceğini öğrendim. Ben de  polislerin yanına gittim ve beni müdürlerin emri ile ayrı olarak ifadeye  götürdüler."

 

 

 

 

"İlk defa emre itaatsizlik edip yüzbaşıya silah doğrulttum"

 

 

"FETÖ yapılanmasıyla ilgili 15 Temmuz öncesi bir şüphesi, gözlemi olup  olmadığı, o gün okulda olağanüstü hareketlilik veya olağandışı bir durum  sezinleyip sezinlemediği" de sorulan Kemal Vurgun, "Hiç bir şekilde ne aklıma  geldi ne de şüphelendim. Okul Komutanı Çıkrıkçı olaydan 5 gün önce futbol  sahasına gelmişti ve metre istediğini duymuştum. Ben de, 'Alın götürün.'  demiştim. Sahayı santimine kadar ölçtü. Bu saha olay gecesi direkleri sökülerek  helikopterlerin iniş yaptığı sahaydı." dedi. Kemal Vurgun, "kalkışmayla ilgili bir emir alıp almadığı, kalkışma  sonrası ne tepki verdiği" şeklindeki soruya, "Kanunsuz bir emir olduğu için  meslek hayatımda ilk defa emre itaatsizlik ettim, nizamiyedeki asker ve  öğrencileri kurtarmak için yüzbaşıya silah doğrulttum." karşılığını verdi.

 

 

 

Kahraman astsubayın kahraman askerleri

 

 

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu  tarafından yürütülen soruşturma kapsamında, ifadesi alınan aynı okulda görevli  bazı erler, darbecilere direnen Astsubay Kemal Vurgun ile diğer rütbeliler  arasında yaşananları anlatmıştı.  

 

 

 Er Nazım Usta, ifadesinde şunları kaydetmişti: "Samet Yüzbaşı'nın yanında beklerken Ulaştırma Komutanı Astsubay Kemal  Vurgun geldi. Samet Yüzbaşı'ya, 'Komutanım ben geldim ve yanlış yapıyorsunuz.'  dedi. Sinirliydi. Samet Yüzbaşı, 'Kemal sen karışma.' dedi. Kemal Astsubay  sözlerini yineleyerek, 'Genelkurmay'dan emir yok, 1. Ordu'dan emir yok, 3-5 vatan  haini kendi başınıza ne iş yapıyorsunuz.' diye bağırdı ve bizleri göstererek,  'Ben bu çocukları size yem ettirmem.' dedi.

 

 

 

Samet Yüzbaşı'nın yanına bir rütbeli  geldi, Astsubay Kemal'i durdurmaya çalıştılar. Kemal Astsubay'ın, yanında gelen  askerler Selim Yıldırım, Kubilay Yavuz üzerilerindeki G3 tüfeklerini  doğrulttular. Sonradan gelen rütbeli subay, 'Koçum onu indir.' gibi sözler  söylüyordu. Kemal Astsubay da 'MİT ile görüştüm, hepinizi bildireceğim, isminizi  vereceğim.' diye bağırıyordu. Daha sonra yanındaki askerlerden Selim Yıldırım,  rütbeliler Kemal Astsubaya doğru gelince, 'Allah'ıma sıkarım' dedi ve onları  püskürttü.

 

 

 

Kemal Astsubay bize, 'Hizmet Bölüğü emrediyorum, benimle gelin.' dedi.  Biz ona doğru yaklaştık. Samet Yüzbaşı da bize, 'Gitmeyin kalın.' diyordu. Biz  Kemal Astsubay'ı dinledik. Daha sonra birisi 'Koşun.' diye bağırdı, bunun da  Kemal Astsubay olduğunu zannediyorum, er gazinosuna saklandık."

 

 


İfadesi alınan Bölük Çavuşu Er Sezgin Yarış da şunları anlatmıştı: "Birkaç asker gelerek, 'Kemal Astsubay, bize darbe olacak dedi, Kemal  Astsubay ile mühimmat alıp geleceğiz, siz de yanımıza geçin.' dedi. 15 dakika  kadar sonra, 30 yaşlarında olan Kemal Astsubay bize, 'Askerlerim, evlatlarım, bir  oyun var, sizi kullanacaklar. Oyunlarına oyuncak olmayın, beni takip edin.' dedi.  Sonra Samet Yüzbaşı geldi, 'Dinlemeyin.' dedi. Sonra Kemal Astsubay, 'Samet sen  karışma.' dedi ve tartışmaya başladılar. Başka rütbeliler de geldi. Kemal  Astsubay, 'Çocukları bırakın. Siz bir örgütün itliğini mi yapıyorsunuz?' diye  söyledi. Kemal Astsubay silahını çekince, arkasına geçtik ve biz de rütbelilere  karşı silah doğrulttuk." Soruşturma kapsamında Astsubay Kemal Vurgun'a yardım ettikleri tespit  edilen askerler serbest bırakılmıştı.

 

 

 

KAHRAMAN ASTSUBAY GÖĞSÜNÜ SİPER ETTİ! TIKLAYINIZ....


HABERE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yükleniyor
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

BASINDA BUGÜN
TÜM GAZETELER
  • S.Lig
  • 1.Lig
  • 2.Lig Kırmızı
  • 2.Lig Beyaz
    Takımlar O G B M Av P
Şampiyonlar Ligi
UEFA
Alt Lig
    Takımlar O G B M Av P
    Takımlar O G B M Av P
    Takımlar O G B M Av P
NAMAZ VAKİTLERİ
yukarı çık